Ekstansiyon pozisyonu nedir ?

Emir

New member
Ekstansiyon Pozisyonu Nedir? Bir Hareketin Anatomiden Hayata Uzanan Hikâyesi

Ekstansiyon Pozisyonu Nedir? Bir Hareketin Anatomiden Hayata Uzanan Hikâyesi

Geçenlerde bir arkadaşımın spor salonunda yaptığı basit bir hareketi izlerken, aslında günlük hayatta ne kadar çok kullandığımız bir kavramın adını bilmediğimizi fark ettim. Sandalyeden kalktı, dizlerini düzeltti, gövdesini toparladı ve birkaç saniye dik bir şekilde durdu. Eğitmeni ise, “Burada ekstansiyona geliyorsun,” dedi.

Arkadaşımın yüzündeki ifade çok tanıdıktı.

“Ekstansiyon ne?”

Ben de o anda düşündüm: İnsan her gün yürür, oturur, kalkar, uzanır, bir şey kaldırır, başını geriye doğru hareket ettirir ama yaptığı hareketlerin anatomideki karşılıklarını çoğu zaman bilmez.

İşte bu yüzden bu konuyu yalnızca kuru bir anatomi tanımı olarak değil, hareketin kendisini takip eden küçük bir hikâye üzerinden anlatmak istedim.

Çünkü ekstansiyon, aslında bedenin bize her gün anlattığı ama bizim çoğu zaman dinlemediğimiz hikâyelerden biri.

“Ekstansiyon” Kelimesini İlk Duyduğumuz An

Hikâyemizde iki karakter olsun: Mert ve Derya.

Mert, sporla ilgilenen, bir problem ortaya çıktığında önce çözüm üretmeye çalışan biri. Derya ise insan davranışlarını gözlemlemeyi seviyor; bir hareketin yalnızca nasıl yapıldığıyla değil, kişinin o hareketi yaparken ne hissettiğiyle de ilgileniyor.

Bir gün birlikte yürürlerken Mert dizindeki hafif sertlikten söz ediyor.

“Bacağımı tamamen düzleştirdiğimde garip bir gerginlik hissediyorum,” diyor.

Derya hemen soruyor:

“Tamamen düzleştirince mi, yoksa düzleştirirken mi?”

Mert bir an duruyor.

“Galiba düzleştirirken.”

Bu küçük soru aslında önemli. Çünkü aynı hareketin kendisi kadar hareketin hangi aşamasında sorun yaşandığı da değerlidir.

Diz bükülmüş durumdayken bacağı yeniden düzleştirmek, yani eklemdeki açıyı artırmak, ekstansiyon hareketine örnektir. NCBI'nin tıbbi terminoloji kaynağında da ekstansiyon, iki kemik arasındaki açının artırılması; örneğin dirseği bükülü konumdan düzleştirmek şeklinde tanımlanır.

Derya gülümsüyor:

“Demek ki sen aslında ekstansiyon yapıyorsun.”

Mert cevap veriyor:

“Ben sadece bacağımı düzleştiriyorum sanıyordum.”

Belki de mesele tam olarak bu.

Anatomik terimler, günlük hayattaki sıradan hareketlerimize bilimsel isimler verir.

Ekstansiyon Pozisyonu Basitçe Ne Demektir?

En kolay şekilde anlatırsak ekstansiyon, çoğu eklemde bükülmüş bir bölgenin daha düz konuma doğru hareket etmesidir.

Bunun karşısında genellikle fleksiyon bulunur.

Fleksiyon, eklem açısının azalmasıdır. Örneğin dirseğimizi büküp elimizi omzumuza yaklaştırdığımızda fleksiyon gerçekleşir. Elimizi yeniden aşağı indirip dirseği düzleştirdiğimizde ise ekstansiyona geçeriz.

Bunu bir kapı gibi düşünebiliriz.

Kapının açılma ve kapanma biçimi nasıl belirli bir hareket düzenine sahipse, eklemlerimizin de kendilerine özgü hareket eksenleri vardır. Fakat insan vücudu bir kapı menteşesinden çok daha karmaşıktır. Çünkü hareket yalnızca kemiklerden oluşmaz; kaslar, bağlar, eklem kapsülleri ve diğer yumuşak dokular da hareketin sınırlarını ve kontrolünü etkiler.

Diz buna güzel bir örnektir.

Diz temel olarak bir menteşe eklemi gibi çalışır ve özellikle fleksiyon-ekstansiyon hareketlerine izin verir. Yürümek, koşmak, merdiven çıkmak veya sandalyeden kalkmak gibi gündelik faaliyetlerde bu hareketler sürekli devrededir.

Yani ekstansiyon, yalnızca spor salonlarında duyacağımız bir kelime değildir.

Sandalyeden kalkarken bile hayatımızın içindedir.

Mert’in Çözümü, Derya’nın Sorusu

Mert konuyu öğrenir öğrenmez telefonundan birkaç egzersiz araştırmaya başlıyor.

“Şu hareketleri yaparım, geçer,” diyor.

Derya ise biraz daha temkinli:

“Önce neden olduğunu anlamak gerekmez mi?”

İkisi arasında küçük bir tartışma çıkıyor.

Mert'in yaklaşımı çözüm odaklı: Sorunu tanımla, hareketi belirle, uygun çalışmayı yap ve ilerlemeyi takip et.

Derya'nın yaklaşımı ise ilişkisel: Kişinin günlük yaşamını, hareketi hangi koşulda yaptığını, ağrı veya rahatsızlığın ne zaman ortaya çıktığını ve bunun yaşamını nasıl etkilediğini anlamaya çalışıyor.

Burada özellikle önemli bir noktayı belirtmek gerekir: Bunlar “erkekler böyle, kadınlar şöyle” diye genellenebilecek biyolojik özellikler değildir. Hikâyedeki karakterlerin yaklaşım biçimleri kişilik ve deneyim farklarını göstermek için kullanılıyor. Gerçek hayatta çözüm odaklı erkekler kadar empatik erkekler, stratejik kadınlar kadar güçlü ilişki kuran kadınlar da vardır.

Asıl güzel olan, Mert ile Derya'nın iki yaklaşımının birleşmesidir.

Mert sorunu çözmeye çalışıyor.

Derya ise doğru soruyu sormaya çalışıyor.

Sağlık ve hareket konularında ikisine de ihtiyaç var.

Bir Hareketin Arkasında Kaç Kas Var?

Mert'in merakı giderek artıyor.

“Peki dizimi düzleştiren tek bir kas mı?”

Hayır.

İnsan hareketi çoğu zaman tek bir kasın açıp kapattığı basit bir mekanizma değildir. Kas grupları birlikte çalışır; eklem yapısı, bağlar ve sinir sistemi de hareketin koordinasyonunda rol oynar.

Örneğin dirsek ekstansiyonunda triseps brachii temel ekstansörlerden biridir. Diz hareketinde ise kuadriseps grubu dizin ekstansiyonunda önemli rol oynar.

Bu ayrıntı aslında bize önemli bir şey öğretir:

Bir hareketi anlamak için yalnızca “hangi pozisyondayım?” diye sormak yeterli değildir.

“Bu pozisyona nasıl geldim?”

“Bedenimin hangi bölümleri birlikte çalışıyor?”

“Ne kadar hareket edebiliyorum?”

“Bu hareket ağrısız mı?”

gibi sorular da önemlidir.

Klinik değerlendirmelerde eklem hareket açıklığı, yani range of motion, belirli eklemlerdeki hareketin miktarını değerlendirmek için ölçülebilir. Bunun için gonyometre gibi araçlar kullanılabilir.

Dolayısıyla “ekstansiyon yapabiliyorum” demek ile “ekstansiyon hareket açıklığım normal” demek aynı şey değildir.

Bu ayrım çoğu kişinin gözden kaçırdığı noktalardan biridir.

Ekstansiyon Sadece Dizde Olmaz

Hikâyemizin bu bölümünde Mert şaşırıyor.

“Ben ekstansiyonu hep dizle ilgili sanıyordum.”

Aslında ekstansiyon farklı eklemlerde farklı şekillerde karşımıza çıkar.

Dirseği düzleştirmek ekstansiyondur.

Dizi düzleştirmek ekstansiyondur.

Kalçada bacağı vücudun arkasına doğru götürmek kalça ekstansiyonudur.

Omuzda kolun gövdenin arkasına doğru hareket etmesi de ekstansiyon olarak tanımlanabilir. Omuz ekstansiyonu, üst ekstremitenin sagittal düzlemde arkaya doğru hareketidir.

Omurgada ise konu biraz daha farklı bir boyut kazanır.

Gövdeyi geriye doğru hareket ettirdiğimizde omurga ekstansiyonu söz konusu olabilir. Omurganın hareketleri; omurlar, diskler, eklemler, bağlar, kaslar ve sinir yapılarıyla birlikte değerlendirilir. Omurga aynı zamanda vücudun yapısal desteğini sağlarken hareket edebilmemize de yardımcı olur.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı var:

“Ekstansiyon” kelimesi her vücut bölgesinde görsel olarak aynı şeyi ifade etmez.

Bir dizde daha düz bir bacak görürüz.

Bir dirsekte kolun açıldığını görürüz.

Kalçada bacağın geriye doğru gittiğini görürüz.

Omurgada ise gövdenin geriye doğru hareketi söz konusu olabilir.

Yani aynı anatomik terim, farklı eklemlerde farklı görünümler kazanabilir.

Tarihten Günümüze: İnsan Neden Hareketini Ölçmeye Başladı?

Derya'nın ilgisini bu kez başka bir soru çekiyor:

“İnsanlar ne zamandan beri bu hareketleri ölçüyor?”

Bu sorunun cevabı bizi yalnızca anatomiye değil, tıp tarihine de götürüyor.
 
Üst